İNSANLARIN YAŞADIĞI AZAPLARIN KAYNAĞI: SAMİMİYETSİZLİK

Samimiyetsizlik insanlar için büyük bir beladır; sadece kişilerin yaşamlarını zorlaştırmakla, sıkıntı ve mutsuzluğa sürüklemekle kalmaz. Aynı zamanda onları hem fiziksel hem de manevi yönde büyük bir hızla yıpratır. Samimiyetsiz insanlar, üzerlerinde oluşan tahribatın kimi zaman farkına varmayabilirler. İçlerinde tuttukları gizli samimiyetsizliklerden dolayı bir zarara uğramadıklarını sandıkları için, bunu bir hayat şekli olarak sürdürmekte hiçbir sakınca görmezler. Samimiyetsizliğin insanlar üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Akılsızlık; İmanın gereklerini yaşamayan kişiler üzerinde görülen en belirgin etkilerden biri 'akılsızlık'tır.

Allah, aklı insanlara ancak samimi iman ile birlikte vermektedir. İnsanın bunun dışında ortaya koyabildiği tüm yetenekler, ancak zekası ile oluşabilmektedir. Belki ilk bakışta zeki bir insanın da akıllı bir kimse ile aynı özellikleri gösterebileceği düşünülebilir. Zaten insanların yanılıp kendilerini akıllı sanmalarının nedeni de budur. Ancak gerçekte durum çok farklıdır. Akıl, Allah'ın insanlar için belirlediği ve uyulduğunda en mükemmel sonuçlara ulaştıran ve kişinin Kuran'a tabi olmasından kaynaklanan bir üstünlüktür. Allah Kuran'ın bir ayetinde, "Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar.Allah büyük fazl sahibidir." (Enfal Suresi, 29) sözleriyle ancak Kendisi'nden korkup sakınanlara verdiği özel bir anlayıştan bahsetmektedir. Manevi ve Fiziksel Ağırlık Akılda oluşan pusun yanı sıra, samimiyetsizliği sürdüren insanların uğradığı zararlardan biri de üzerlerinde oluşan ağırlıktır. Bu ağırlık, vicdanlarının sesinden bilerek yüz çevirmiş olmalarının üzerlerinde oluşturduğu baskıdan kaynaklanır. Vicdan azabının verdiği manevi sıkıntı, kişinin hem ruh halini hem de tüm fiziksel fonksiyonlarını derinlemesine etkiler. Böyle bir insan, dünyanın en güzel, en konforlu evinde, istediği her nimete anında ulaşabilecek imkanlar içinde, en güzel ahlaklı insanlarla birlikte yaşasa, sağlığı, güzelliği, zenginliği dünya şartlarında olabilecek en mükemmel seviyede olsa, yine de içindeki bu sıkıntıdan kurtulamaz. Çevresindeki bu nimetlerin hiçbirinden gereği gibi zevk alamaz. Ne yediği yemek, ne dostlarının candan sohbetleri, ne güzel bir manzara, ne gittiği güzel bir yer bu insana zevk vermez. Allah, Kuran'da imanı kalplerine tam sindirememiş olan bu insanların sıkıntılı ruh halini şöyle tarif etmiştir:

Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz. (Taha Suresi, 124)

Maddi-Manevi Kirlenme Samimiyetsizliğin insanlar üzerinde oluşturduğu bir başka tahribat şekli ise şu ayetle bildirilmektedir:

O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar. (Yunus Suresi, 100)

  KATEGORİLER
Kadın Karakterleri
Erkek Karakterleri
Yaşlı İnsan Karakteri
Mesleklerin Etkilediği Karakterler
Zengin Karakteri
Sonradan Görme Karakteri
Entel Karakteri
Lakayt Karakter
Neden Mutlu Olamıyorlar?
Çözüm Kuran Ahlakı
Makaleler

Vicdanları kabul ettiği halde akıllarını kullanmayan, samimiyetsiz yaşayan insanlar Allah'ın 'iğrenç bir pislik' olarak ifade ettiği bir bela ile karşılık bulurlar. Allah bir ayette, "Kalplerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-artırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir." (Tevbe Suresi, 125) şeklinde buyurmuştur. Bu, Allah'ın dilemesiyle insanlar üzerinde hem maddi hem de manevi bir kir şeklinde görülebilmektedir. Allah dilerse bu kişiler gerçekten bedensel olarak da kirli bir görünüm alabilirler. İçlerindeki huzursuzluk ve stres bedenlerinin normalden çok daha hızlı bir şekilde kirlenmesine, hatta ciltlerinin bozulmasına, ağız ve beden kokularına neden olabilir. (Harun Yahya, Gizli Azapların Çözümü)

Nursuzluk Manevi kirin bir başka tezahürü olarak, samimiyetsiz insanların yüzlerinde de bir nursuzluk oluşur. Bu nursuzluk her insanda aynı belirtilerle ortaya çıkmaz. Kimi insanların yüzünde, iman edenlerin yüzünde oluşan canlılığın, şevkin ve dürüst ifadenin olmamasıyla kendini belli eder. Kimi insanlarda anlamsız, hayatından bezmiş, boş bakışların getirdiği bir görünüm ortaya çıkar. Kimi insanlarda ise yüzde oluşan sebepsiz bir kararma dikkati çeker. Tüm bu belirtiler kişilerin içlerinde yaşadıkları karanlık ruhun birer yansımasıdır. Burada dikkati çeken nokta ise, kişilerin fiziksel güzelliklerinin hiçbir şekilde bu sonucu etkileyemiyor oluşudur. Çünkü yüzdeki nur ancak samimiyetle oluşur. Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle bildirmektedir:

Ya da (inkar edenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanlıklara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vardır. Bir kısmı bir kısmı üzerinde olan karanlıklar; elini çıkardığında onu bile neredeyse göremeyecek. Allah kime nur vermemişse, artık onun için nur yoktur. (Nur Suresi, 40)

Olumsuz Hal Allah, Kendisi'ne samimi bir kalple iman eden kimselere katından bir güzellik, sevimlilik ve nur verir. Bu insanlar varlıklarıyla girdikleri her ortama güzellik ve esenlik getirirler. Yüzlerine bakmak, seslerini duymak, Allah'a olan derin imanlarını hissettiren samimi konuşmalarına ve tavırlarına şahit olmak çevrelerindeki insanlar için birer nimet olur. Samimiyetsiz bir tavır içerisinde olan insanların üzerinde ise, müminlerin tam tersine olumsuz bir hal oluşur. Kendi iç dünyalarında yaşadıkları tevekkülsüzlük, hüzünlü, sıkıntılı ve gergin ruh halleri ve kibirleri, bu insanların girdikleri her ortamda negatif bir hava esmesine neden olur. Hiçbir söz söylemeseler, hiçbir şey yapmasalar dahi bulundukları yerden çevrelerine olumsuz bir elektrik yayarlar. Ancak unutulmamalıdır ki aynı insan kalbini temiz tutup, Allah'a karşı samimi olmaya niyet ettiği andan itibaren de, üzerindeki bu kötü hal Allah'ın dilemesiyle hemen dağılır ve yerini nurlu bir yüze bırakır. O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar. (Yunus Suresi, 100)